![]() |
| | #1 (permalink) |
| Forum Polisi ![]() Üyelik tarihi: 10-Mayıs-2007 Bulunduğu yer: Edirne <3 Yaş: 24
Mesajlar: 3.226
| Bunu bir arkadaşım face de paylaşmış Okudum,Çok hoşuma gitti.Belki sadece olayı alkole bağlamasaydın dedim içimen ama.. Edirne'nin özgürlüğünü,samimiyetliğini alkole vurarak anlatmış.İsme baktım,aa dedim Özbek,bizim arkadaşın nesi acaba. Birden anladım,işte dedim bu yazılanların yanında Edirneli olmanın bir başka güzel yanı. Edirneli misin,mutlaka bir yerden tanıyorsundur Aranızda hoşuna gitmeyenler olabilir.Tövbe tövbe,bir de utanmamış yazmış,günah,haram diyenler olabilir. Hatta çoğu zaman karşılaştığım gibi,dinsiz,imansız diyen olabilir. yorum yazmayın! hoşunuza gitmediyse,yorum yok deyin,geçin ![]() Edirne, laiklik, üniversite ve alkol Edirne’liyim. Doğma büyüme. Ta ki üniversite yılları gelip çatıncaya kadar hep orada yaşadım. Üniversite ve sonrasında gittiğim şehirlerde anladım Edirne’nin değerini. Edirne’de yaşamın son derece rahat ve güvenilir olduğunu. Edirne’nin kendine has bir dokusunun olduğunu. Edirne’nin nüfus oranına göre Türkiye’nin en çok camisinin olduğu tek şehir olmasına rağmen Edirne’nin nüfus oranına göre en çok alkol tüketiminin olduğu yer olduğunu. Edirne’nin zamanında dünyanın en büyük 3. şehri olduğunu, nüfusunun 18.yy da Paris ve Londra’dan sonra en büyük şehri olduğunu. Edirne’nin bir yüzyıl içerisinde en çok istila edilen, en çok işgal gören dünyadaki tek şehir olduğunu. Kurtuluş Savaşı’nı başlatan ilk isyanların Edirne’den çıktığını…. Edirne sanayisi olmadığı için dışarıdan çalışmaya gelen insanların, mafyanın dikkatini çekmemiş, politikacılarımızın sessizlik içinde bıraktığı bir şehir olmuştur yıllarca. Ve öyle olmasını da yürekten arzuluyorum. Edirne’de yaşam çok güzeldir. Kalitelidir. İnsan yaşamı o kadar değerlidir ki, şehirde herkesin tutunacak birileri vardır yanında her zaman. Herkes koşar birinin başına kötü bir şey gelse. Herkes koşar hemen düğün dernek olduğunda çağırmaksızın yardıma. Edirne’de alkol çok fazla tüketilir. Muhteşem manzaralı Meriç ve Tunca nehirlerinin yanında boydan boya kilometrelerce uzunluktaki Söğüt ağaçlarının gölgesinde içkiler içilir yılın her mevsiminde. Geceleri oralar gitmek istemeyen ya da gidemeyen araçları olmayanlar içinse durum aynı, mekanlar farklıdır. Sokak aralarında içilir biralar, şaraplar votkalar, susuz mezesiz rakılar (meze bir krakerdir belki de)… Hava sıcaksa yeşil bir yer bulunur, oralara uzanılır, mangallar yakılır hemen, çalgıcı roman dostlarımızı davet ederiz, sohbetler başlar… Hava soğuksa bir inşaat alanı olabilir bu mekan mesela küçük bir ateş yakılır, bir köşe başı olabilir, bir pasajın fazla görünmeyen yeri olabilir.. İstanbul-Edirne otobanın kenarı olabilir, arabanın içi olabilir. Hatta kapalı kahvenin içi olabilir. Ailesi misafirliğe gitmiş bir arkadaşın evi olabilir mesela.. Mekan bulmak çok zor bir şey değildir Edirne’de. Yeter ki alkol sohbeti olsun. Bir kaç kişi olsun yanında, ki her zaman bulunur. Parası olmayan arkadaşlar olur. Sorun değildir bu. Hemen davet edilir mekana. Ona da uzatılır şişeler, rakı kadehlerine doldurulur muhteşem beyazlar karşılık beklenmeksizin… Bilinir ki yarın onda para olduğu zaman bizim için de aynı şeyi o yapacaktır… Yapmıştır da, yapacaktır da… Edirne böyledir… Arkadaşlık son derece kuvvetlidir Edirne’de. Genelde politika konuşulmaz masalarda. Aşk konuşulur. Fenerbahçe, Galatasaray konuşulur, Edirnespor'un 1. futbol liginde oynadığı hayal edilir… Kırkpınar Şenliklerinin ne zaman başlayacağı konuşulur, çevirmeye duyulan özlem konuşulur… Rakı kokuları altında dinlenen ince sazların verdiği heyecan konuşulur, bu sene Kırkpınar Şenlikleri’ne hangi ünlü sanatçıların geleceği, kimlerin konseri olacağı konuşulur. Özlem konuşulur. Sevgililerimiz konuşulur. Sevgilerimiz konuşur. Baba ile yaşanan rutin tartışmalar konuşulur, annenin evlen baskısı konuşulur. Biz içeriz her yerde… Paramız olduğunda meyhanede, olmadığında nehir kıyısında. Paramız olduğunda barda, olmadığında sokakta kuytu bir köşede… Paramız olduğunda restaurantta, olmadığında otoban yanında. İçeriz biz her yerde. Kimse karışmaz bize. Biz de karışmayız kimseye… Özgürdür Edirne. Üniversite öğrencileri şaşırırlar önceleri. Uyum sağlayamazlar ilk baştan. O kadar sosyaldirler ki hemen, disco yok, sinema yok derler Edirne’de, gezilecek bir yer yok derler, tiyatro yok derler, konserler yok derler, deniz kıyısı yok derler, 1. ligde oynayan futbol takımı yok ilgilenenlim derler, opera yok derler, yazarlarla söyleşiler yok, imza günleri neden yok derler, gidilecek düzgün bir mekan yok derler… Şehir merkezinde at arabasıyla dolaşan roman dostlarımızla içten içe ve kendi aralarında dalga geçerler. Konuşmalarımız farklıdır bizim. ”H” harfini söyleyemeyiz… ”be” ve “beya” yı çok kullanırız… ”Kızan” deriz herkese. Hem çocuk anlamında kullanırız biz “kızan”ı, hem yetişkin biri olarak, hem arkadaş, millet anlamında.”S” harfini kullanamayız. Yerine muadili “Z” harfini kullanmayı yeğleriz. ”te” yi kullanırız her cümlemizin başında (“işte” anlamında). Dalga geçerler bizim kenar semtlerimizden siyah-beyaz şahin marka arabalarına binip içine doluşan ellerinde biralar olan gençlerimizle. Otobüslerde ve minibüslerde yer veririz biz büyüklerimize. Şaşırırlar. Düğünlerde kıvrak roman oyunlarımız değişik gelir onlara, su sesi duysak oynarız biz… Oynatırız. Düğünlerimiz eğlenceli ve bol alkollü geçer bizim… Alkolsüz bir düğüne, kına gecesine ya da düğün alayına rastlamak mümkün değildir. Olur arasıra kavga gürültümüz. Ama biz böyleyiz, biz bize benzeriz, bir süre sonra düzeltiriz aramızı. Yine selam veririz birbirimize, şerefe deriz, ayağa kalkarız biz masaya biri geldiğinde, en güzel yerde ağırlamak isteriz biz onu… Hesap kavgamız olmaz bizim. Hesap ayrı ayrı değil, toplu gelir masaya ve durumu en güzel olan ya hesabı kapatır, ya da en çok parayı o atar ardına bakmadan hızlıca dışarı çıkar mekandan verdiği para ona geri dönmesin diye. Hele bizden yaşça küçüklerimiz varsa masamızda biz onlara verdirtmeyiz, gerkirse açık hesabımıza yazdırırız biz. Ertesi gün ya da ilk uygun zamanda hesabımızı kapatırız. Biz böyleyiz. Ramazan’da içeriz biz… İçmeyenlerimiz karışmazlar bize… İçenlerimiz de terbiyesizlik yapmazlar içmeyenlerimize. Biz hem içeriz hem içmeyiz… Üniversitenin karşısında alkol verilen mekanlarımız vardır bizlerin. Ramazanda içenler de ordadır, içmeyenler de… Aynı mekanda olurlar. Ama kimse kimseye tehdikkar dahi bakmaz.. Bakamaz. Biz biliriz ki burası Edirne. Edirne’de herkes birbirine saygılıdır. Üniversiteli arkadaşlarımızın birden değişir görüşleri Edirne’ye karşı… Ne kadar özgür olduklarının farkına varırlar birden. Evde gizli saklı içmenin verdiği telaş yoktur burada… Aman bir görmesin bakkal amca, önce sar şişeleri çift kat gazeteye, sonra da çif siyah poşete koy telaşı yoktur. Alır içkisini, elini kolunu sallaya sallaya gider evine. İçer içkisini. İçmeyenlere de saygı gösterir. Salonda içerken gecenin ilerleyen saatlerinde, mutfağın ışığı yanar… Bilir ki ev arkadaşı sahura kalkmıştır. Hafif gülümser, selam verir yatar. Akşam hep birliktedirler yine.. Hatta yemeği beraber yerler. Dışarı beraber çıkarlar okey oynamak için… Kız arkadaşlarıyla buluşmak için. Beraber gelirler eve, orada sohbetlerin devamı olur. Gerekirse orada kalınır. Gerekirse kızlar biz kaçıyoruz deyip gecenin saat ikisinde, üçünde saat fark etmeksizin dışarıya çıkabilirler Edirne’de… Kimse onlara laf atmaz. Sıkıştırmaz. Hırsızlık, huysuzluk kapkaç olayı olmamıştır Edirne’de… Gece koşularına çıkarlar, bisikletleriyle gece yarısı dolaşırlar Edirne’de bir süre sonra… İşte o zaman Edirne’nin ne kadar güzel ve özel bir yer olduğu anlaşılmaya başlanmıştır… Anlaşılmaya başlanmıştır diyorum, çünkü henüz anlaşılmamıştır tam olarak… Bunu yaşlar biraz daha ilerledikçe ve iş hayatına girdikçe, askerlik süresi sonrası, memuriyetleri süresince ellerinde olmadan gittikleri şehirlerde anlarlar açıkçası. Edirne böyle bir yerdir. Anlattıklarımın yanlış ya da abartı olduğunu söyleyen olursa, lütfen Edirne’de bir süre, en azında Ramazan süresince -ki en keskin aydır biliyoruz- vakit geçirsin. Edirne’de bir süre yaşamışlar bunların ne demek olduğunu bilirler. Böyle özgürlüklerin nasıl bir bedeli olduğunu kavramışlardır. Edirne bizim en özel şehirlerimizden biridir. Hatta iddaa ettiğim şekilde belki de en özelidir… (Eskişehir’li arkadaşların da hemen kaleme sarılır gibi olduğunu görüyorum sanki… Ama inanın Edirne’de öğrenci sayısının fazla oluşu ile ilgili bir durum değildir bu ki Eskişehir’de binlerce öğrenci mevcuttur hepimiz biliriz, şehir hayatına yön verenler oranın yerlileri değil, tersine üniversite öğrencileridir… Edirne’de durum tam tersidir. Aramızdaki fark budur!) Camilerimiz dünyanın en güzel camileridir (Selimiye Camii, Üç Şerefeli Camii, Eski Camii), külliyelerimiz dünyanın en ünlüsüdür ve tekidir (Yıldırım Beyazıt Külliyesi), Köprülerimizin eşi benzeri yoktur (Meriç, Tunca, Gazimihal). Kliselerimiz vardır bizim hala aktif olan. Rum mezarlığı vardır Edirne’de… Yahudi dostlarımız vardır. Yunanlı dostlarımız her hafta sonu doldurup taşırırlar Edirne’mizi. Biz Edirne’liyiz… Sınırlarını bilen herkesi bekleriz… Herkesi bekleriz efendim… Üniversitemizi ve Edirne’mizi görmek ister misiniz? Ammaaaa… Bizim şişemize dokunmadığınız sürece! İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz… Afiyet olsun. Güray Özbek Kaynak
__________________ ![]() ![]() ![]() Konu SiBeRia tarafından (08-Aralık-2009 Saat 18:22 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Backstreet's Back! ![]() Üyelik tarihi: 13-Mayıs-2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 27
Mesajlar: 1.210
|
kızanım çok uzunmuş yazı bi ara okurum ne de olsa 6 senem geçti oralarda,ufaktan şopar da sayılırım senin kadar olmasa da hehe : ) özlemiyo değilim,canın mı sıkıldı çık dışarı bi turla muhakkak tanıdık birilerine denk geliyosun. sakin, kavgası gürültüsü pek olmayan güzel memleket Edirne.
__________________ küçücüktüm küçücüktüm oltayı attım denize, bir üşüşüverdi balıklar denizi gördüm! büyüdüm,işsiz kaldım aç kaldım, para kazanmak gerekiyordu.. girdim insanların içine insanları gördüm!! |
| | |
![]() |
| Bu Yazıyı Diğer Sitelerde Paylaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |